Naguib Mahfouz ve Cebellavi Sokağı: Vasiyetin Tahrifi ve Hakikat Mücadelesi

Ortadoğu ve Afrika edebiyatı üzerinden "uydurma hadis" ve "gelenek eleştirisi

Yazar: Abdulkadir Karaoğlu

Nobel edebiyat ödüllü Mısırlı yazar Naguib Mahfouz’un en görkemli ve üzerinde en çok tartışılan eseri olan “Cebellavi Sokağı’nın Çocukları”, insanlığın varoluşundan bu yana süregelen inanç ve iktidar mücadelesini bir mahalle alegorisi üzerinden anlatır. Mahfouz, bu dev eserinde peygamberler tarihini edebi bir dille yeniden kurgularken, aslında sitemizin de temel meselesi olan “asıl mesajın uydurulmuş kurallar altında ezilmesi” dramını gözler önüne serer. Abdulkadir Karaoğlu olarak bu analizde, Mahfouz’un sembolizmini ve vasiyetin tahrifi üzerinden gelişen toplumsal çöküşü ele alacağız.

Cebellavi’nin Vasiyeti ve İlk Sapma

Romanın merkezindeki Cebellavi karakteri, mutlak otoriteyi ve yaratıcı gücü temsil eder. Cebellavi, çocuklarına büyük bir bahçe ve adil bir vasiyet bırakarak malikanesine çekilir. Ancak zaman geçtikçe, bu kutsal vasiyetin yerini güç tutkusu, hırs ve uydurulmuş kurallar alır. Mahalledeki zorbalar, Cebellavi’nin adını kullanarak halkı sömürmeye başlar.

Bu durum, dinler tarihindeki en büyük kırılma noktasının edebi bir yansımasıdır: Yüce Allah’ın saf vahyinin, insanoğlunun elinde nasıl bir iktidar aracına dönüştürüldüğünü Mahfouz’un dehasıyla görüyoruz. Mahalledeki her yeni “kurtarıcı” (peygamberlerin sembolleri), vasiyeti aslına döndürmeye çalışsa da, onlar gittikten sonra sistem yine uydurma rivayetler ve korku kültürüyle eski karanlığına döner.

Nübüvvetin Edebi İzleri ve Uydurulmuş Din Eleştirisi

Mahfouz; Gebel (Musa), Rifaa (İsa) ve Kasım (Muhammed) gibi karakterler üzerinden, her elçinin getirdiği o taze soluğun, toplumsal gelenekler ve menfaat odaklı din adamları tarafından nasıl boğulduğunu anlatır. Kasım (a.s) karakteri mahalleye adaleti ve eşitliği getirdiğinde, herkes Cebellavi’nin asıl muradının bu olduğunu anlar. Ancak Kasım’ın vefatından sonra mahalle halkı, onun getirdiği o canlı mesajı dondurup, yerine şekilci ve geleneksel bir yapı inşa eder.

Bu tablo, bugün İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun birebir kopyasıdır. Yüce Allah’ın vahyine sırtını dönüp, uydurma hadislerin ve rivayetlerin labirentinde kaybolan toplumlar, Mahfouz’un sokağındaki o çaresiz çocuklara benzerler. Din istismarı ve zorbalık, ancak vasiyetin (yani Vahiy’in) aslına rücu edildiğinde son bulacaktır.

Sonuç: Sokağın Çocukları İçin Kurtuluş Reçetesi

Naguib Mahfouz, bu eseriyle bizlere şu gerçeği haykırır: Hakikat, bir malikaneye hapsedilmiş eski bir vasiyet değil, her an diri tutulması gereken bir adalet arayışıdır. Abdulkadir Karaoğlu olarak sitemizin bağımsız perspektifiyle vurguluyoruz ki; Cebellavi Sokağı’nın (dünyanın) huzuru, ancak uydurulmuş hikayelerin ve sahte otoritelerin reddedilip, Yüce Allah’ın saf mesajına dönülmesiyle mümkündür.

Yorum gönder

Kaçırmış Olabilirsiniz