Can Yücel: Uydurulmuş Nezakete Bir “Can” Suyu ve Dilin Özgürlüğü

"Canfeda" ve "Rengâhenk" kitaplarında, uydurulmuş kurallara karşı bireyin o muazzam hürriyetini savunur. Babasına yazdığı o meşhur şiirdeki gibi, otoriteye duyulan sevgi ile o otoritenin uydurduğu kalıplara karşı duruş arasındaki dengeyi harika bir şekilde kurmuştur.

Türk şiirinin o en “fırlama”, en dürüst ve en yerli seslerinden biri olan Can Yücel (1926-1999), edebiyatı uydurulmuş steril salonlardan çıkarıp sokağın kalbine, toprağın içine ve insanın en çıplak gerçeğine taşıyan bir devrimcidir. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu olmasına rağmen, uydurulmuş aristokratik tavırlardan ve bürokratik dillerden nefret etmiştir. Can Yücel’i incelediğimizde; onun sitemizin “uydurulmuş nizamlar” eleştirisini, dilin tüm kalıplarını parçalayarak gerçekleştirdiğini görürüz.

Biyografik Portre: Devletin İçinden Çıkan Muhalif Ruh

İstanbul’da doğan, Ankara ve Londra’da eğitim gören Can Yücel, BBC Türkçe servisinden çevirmenliğe kadar pek çok alanda çalışmıştır. Ancak onun asıl kimliği, Datça’nın o meşhur rüzgârıyla ve “canfeda” duruşuyla özdeşleşen şairliğidir. Hayatı boyunca uydurulmuş saygınlıkların ardına saklanmamış, düşündüğünü en sarsıcı ve en doğrudan haliyle söylemekten çekinmemiştir. 1999 yılında vefat ettiğinde, ardında uydurma övgüler değil; “en uzak mesafe ne Afrika’dır ne Çin… en uzak mesafe iki kafa arasındadır” diyen bir derinlik bırakmıştır.

Analiz: Uydurulmuş Dilin Tasfiyesi ve Argo

Can Yücel, edebiyatın uydurulmuş “steril” ve “terbiyeli” dilini bir hapishane olarak görmüştür. Ona göre hakikat, sokağın diliyle, insanın en doğal haliyle söylenirse hakikattir.

  • Maskeleri Düşüren Şiir: Şiirlerinde kullandığı ve bazen tepki çeken argo, aslında toplumun ikiyüzlülüğüne (uydurulmuş ahlakına) atılmış bir tokattır. O, “küfür” diye yaftalanan kelimeleri, uydurulmuş kibarlıkların arkasındaki çürümeyi deşifre etmek için birer anahtar gibi kullanmıştır.
  • Otorite ve Birey: “Canfeda” ve “Rengâhenk” kitaplarında, uydurulmuş kurallara karşı bireyin o muazzam hürriyetini savunur. Babasına yazdığı o meşhur şiirdeki gibi, otoriteye duyulan sevgi ile o otoritenin uydurduğu kalıplara karşı duruş arasındaki dengeyi harika bir şekilde kurmuştur.
  • Doğa ve İnsan: Sitemizin “asli doğaya rücu” çağrısı, Can Yücel’in Datça’daki o “başka türlü bir şey” arayışında hayat bulur. Ona göre uydurulmuş nizam, insanın doğasını bozan bir makinedir. O, bu makinenin dişlileri arasına şiirini bir çomak gibi sokmuştur.

Sonuç: Ömer Gökçe’nin Penceresinden Can Yücel

Can Yücel, bize dürüst olmanın, uydurulmuş bir saygınlıktan çok daha kıymetli olduğunu öğretmiştir. analizin sonunda diyoruz ki: Can Yücel’i okumak, sahteliklerden arınıp kendi iç sesimizle kucaklaşmaktır. Sitemiz, Can Yücel’in bu “canlı” ve tavizsiz sesini, uydurulmuş sessizliklere karşı bir “samimiyet kalkanı” olarak sayfalarında yaşatmaya devam edecektir.

Yorum gönder

Kaçırmış Olabilirsiniz