Yazar adı: Zorlu Erhan

Akademisyen yazar

Erhan Zorlu,Cemil Meriç'in hayatını, Bu Ülke ve Mağaradakiler eserlerini ideoloji eleştirisi ve Türk irfanı perspektifiyle akademik bir dille inceliyor.
Biyografik Analiz, Kitap Analizleri, olay, Ontolojik Felsefe ve Bilim, Perspektif Analiz

Cemil Meriç: Bir Hafıza Abidesi ve İdeolojik Deli Gömleklerinin Sonu

Yazar Erhan Zorlu
Türk düşünce hayatının en trajik ama en muzaffer figürlerinden biri olan Cemil Meriç (1916-1987), hayatı boyunca “hakikatin” peşinde koşmuş bir fildişi kule dervişidir. Hatay’da başlayan, İstanbul’un entelektüel mahfillerinde olgunlaşan hayatı, 38 yaşında gözlerini tamamen kaybetmesiyle yeni bir safhaya girmiştir. Gözlerini kaybeden Meriç, gönül gözüyle hem Doğu’yu hem Batı’yı görmüş, uydurulmuş dogmaların ve ithal ideolojilerin karanlığına bir güneş gibi doğmuştur. Erhan Zorlu olarak Meriç’i incelediğimizde, onun kalemini bir “kılıç” gibi kullanarak zihnimize giydirilen yabancı gömlekleri nasıl parçaladığını görürüz.

, ,

Cemil Meriç: Bir Hafıza Abidesi ve İdeolojik Deli Gömleklerinin Sonu Read Post »

Saramago, alışılmışın aksine körlüğü siyah bir karanlık olarak değil, her şeyi yutan süt beyazı bir parlaklık olarak kurgular.
Biyografik Analiz, Felsefi Düşünce, Halk Kültürü Analizleri, Kitap Analizleri, olay, Ontolojik Felsefe ve Bilim, Perspektif Analiz

Jose Saramago ve Körlük: Beyaz Karanlıkta İnsanın ve Ahlakın Tasfiyesi

Portekizli edebiyat devi Jose Saramago, “Körlük” (Ensaio sobre a Cegueira) adlı eserinde, modern medeniyetin ne kadar kırılgan bir zemin üzerinde yükseldiğini sarsıcı bir “beyaz körlük” salgını üzerinden anlatır. Saramago’nun dünyasında körlük, sadece bir görme yetisi kaybı değil, toplumsal hafızanın, etiğin ve insani değerlerin topyekûn buharlaşmasıdır. metni filolojik ve sosyolojik bir süzgeçten geçirdiğimizde, karşımıza çıkan manzara; isimlerin, kuralların ve otoritenin anlamını yitirdiği bir “saf vahşet” halidir. Bu analizde, Saramago’nun metaforik dilini ve toplumsal çöküşün anatomisini inceleyeceğiz.

, ,

Jose Saramago ve Körlük: Beyaz Karanlıkta İnsanın ve Ahlakın Tasfiyesi Read Post »

Umberto Eco, romanın sonunda "Stat rosa pristina nomine, nomina nuda tenemus" (Dünkü gül sadece adıyla kalır, elimizde kalan yalnızca çıplak isimlerdir) diyerek, kelimelerin ve isimlerin geçiciliğine vurgu yapar.
Barış ve Savaş Analizleri, Biyografik Analiz, Felsefi Düşünce, Halk Kültürü Analizleri, Kitap Analizleri, olay, Perspektif Analiz

Umberto Eco ve Gülün Adı: Ortaçağ Karanlığında İşaretlerin ve Bilginin Savaşı

İtalyan göstergebilimci ve düşünür Umberto Eco’nun başyapıtı olan “Gülün Adı” (Il Nome della Rosa), sadece bir manastırda geçen polisiye bir öykü değil; aynı zamanda bilginin, işaretlerin ve otoritenin dilbilimsel bir ameliyatıdır. bu eseri filolojik bir perspektifle incelediğimizde, manastırın kütüphanesinin bir “evren” (labirent) olarak kurgulandığını ve kelimelerin nasıl birer iktidar aracına dönüştürüldüğünü görürüz. Bu makalede, Eco’nun göstergebilimsel dehasını, sitemizin “hakikatin üzerindeki perdeleri kaldırma” misyonuyla harmanlayarak analiz edeceğiz.

, ,

Umberto Eco ve Gülün Adı: Ortaçağ Karanlığında İşaretlerin ve Bilginin Savaşı Read Post »

Maalouf’un analizinde, kelimeler sadece iletişim kurmaz, aynı zamanda cepheler oluşturur. "Biz ve Onlar" ayrımı, dilsel bir manipülasyonla kitleleri uyuşturmak için kullanılır.
Barış ve Savaş Analizleri, Biyografik Analiz, Dinler Tarihi Analizleri, Felsefi Düşünce, Kitap Analizleri, olay, Ontolojik Felsefe ve Bilim, Perspektif Analiz, Sosyolojik Perspektif

Amin Maalouf ve Kimliklerin Savaşı: Aidiyetin Grameri Üzerine Bir İnceleme

Maalouf’un temel tezi, insanın pek çok farklı aidiyetin bir bileşimi olduğudur. Ancak modern toplumlar ve ideolojiler, bireyi bu aidiyetlerden sadece birini seçmeye ve diğerlerini reddetmeye zorlar. filolojik açıdan incelediğimizde, “kimlik” kelimesinin Latincedeki identitas kökeninden gelen “aynılık” vurgusunun, toplumda “ötekini dışlayan bir aynılık” olarak kodlandığını görürüz.

İnsan; diliyle, inancıyla, mesleğiyle ve anılarıyla bir bütündür. Maalouf, bu bütünlüğü parçalayıp insanı tek bir etikete (din, ırk veya ideoloji) indirgemenin onu “ölümcül” hale getirdiğini savunur. Sosyolojik olarak bu indirgemecilik, sitemizin de üzerinde durduğu “geleneksel şirket” ve “uydurulmuş aidiyetlere” giden yolu döşer. Bir insanı sadece bir aidiyete mahkûm etmek, onu Yüce Allah’ın yarattığı o muazzam çeşitlilikten koparıp, dar ve çatışmacı bir kalıba sokmaktır.

, ,

Amin Maalouf ve Kimliklerin Savaşı: Aidiyetin Grameri Üzerine Bir İnceleme Read Post »

"Yorgun Savaşçı" romanında Kemal Tahir, Milli Mücadele’yi uydurulmuş kahramanlık masalları üzerinden değil, bir imparatorluğun yıkılışındaki o ağır yorgunluk ve "yeniden derleniş" sancısı üzerinden anlatır. Cehennem Yüzbaşı Cemil karakteri üzerinden, bir milletin uydurulmuş mağlubiyetleri nasıl elinin tersiyle itip kendi istiklalini inşa ettiğini deşifre eder. Buğra’nın *"Küçük Ağa"*sı ile Tahir’in *"Yorgun Savaşçı"*sı, sitemizin "tarihi aslından okuma" misyonunun iki büyük sütunudur.
Biyografik Analiz, Felsefi Düşünce, Halk Kültürü Analizleri, Kitap Analizleri, olay, Perspektif Analiz

Kemal Tahir: Tarihin Vicdanı ve Batılılaşma Masalının Sonu

Türk edebiyatının en cüsseli, en kavgacı ve en yerli beyinlerinden biri olan Kemal Tahir (1910-1973), ömrünü Türk toplumunun “kendisi olma” mücadelesine vakfetmiştir. İstanbul’da başlayan hayat yolculuğu, 12 yılı bulan hapis hayatıyla bir “insan sarraflığına” ve “tarih laboratuvarına” dönüşmüştür.

, ,

Kemal Tahir: Tarihin Vicdanı ve Batılılaşma Masalının Sonu Read Post »

Erhan Zorlu, Tezer Özlü'nün hayatını, Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Çocukluğun Soğuk Geceleri eserlerini varoluşçuluk ve modernizm eleştirisi üzerinden inceliyor.
Biyografik Analiz, Felsefi Düşünce, Halk Kültürü Analizleri, Kitap Analizleri, olay, Perspektif Analiz

Tezer Özlü: Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Varoluşun Çıplak Çığlığı

Türk edebiyatının en lirik, en sarsıcı ve en dürüst kalemlerinden biri olan Tezer Özlü (1943-1986), yaşamı bir “yolculuk”, yazmayı ise bu yolculuktaki “tutunma çabası” olarak görmüştür. Simav’da başlayan, İstanbul ve Avrupa’nın soğuk şehirlerinde (Berlin, Zürih, Paris) devam eden ömrü, bireyin toplumla, aileyle ve kendi zihniyle girdiği amansız savaşın güncesidir.

, ,

Tezer Özlü: Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Varoluşun Çıplak Çığlığı Read Post »

"Canfeda" ve "Rengâhenk" kitaplarında, uydurulmuş kurallara karşı bireyin o muazzam hürriyetini savunur. Babasına yazdığı o meşhur şiirdeki gibi, otoriteye duyulan sevgi ile o otoritenin uydurduğu kalıplara karşı duruş arasındaki dengeyi harika bir şekilde kurmuştur.
Biyografik Analiz, Felsefi Düşünce, Halk Kültürü Analizleri, Kitap Analizleri, olay, Perspektif Analiz

Can Yücel: Uydurulmuş Nezakete Bir “Can” Suyu ve Dilin Özgürlüğü

Türk şiirinin o en “fırlama”, en dürüst ve en yerli seslerinden biri olan Can Yücel (1926-1999), edebiyatı uydurulmuş steril salonlardan çıkarıp sokağın kalbine, toprağın içine ve insanın en çıplak gerçeğine taşıyan bir devrimcidir. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu olmasına rağmen, uydurulmuş aristokratik tavırlardan ve bürokratik dillerden nefret etmiştir.

, ,

Can Yücel: Uydurulmuş Nezakete Bir “Can” Suyu ve Dilin Özgürlüğü Read Post »

Scroll to Top