Giriş: Aristoteles’in Büyük Yorumcusu
İbn Rüşd (1126-1198), Orta Çağ İslam dünyasının yetiştirdiği en rasyonel zihinlerden biridir. Batı literatüründe “The Commentator” (Yorumcu) olarak bilinen filozof, Aristo düşüncesini saf haliyle hem Doğu’ya hem de Batı’ya yeniden tanıtmıştır. Onun temel derdi, din ile felsefenin (veya inanç ile aklın) birbiriyle çelişmediğini, aksine aynı hakikatin iki farklı dili olduğunu kanıtlamaktır.
1. Faslü’l-Makâl: Felsefe Yapmanın Dinî Hükmü
İbn Rüşd, döneminin felsefeyi dışlayan tutumuna karşı en büyük hukukî ve felsefi savunmayı yapmıştır.
- Akletme Emri: Kur’an’daki “Ey akıl sahipleri, ibret alın/düşünün” ayetlerinden yola çıkarak, evreni ve yaratılışı akıl yoluyla incelemenin (felsefenin) sadece bir tercih değil, dinen bir “vacip” (zorunluluk) olduğunu savunmuştur.
- İki Hakikat Yolu: Ona göre hakikat birdir; ancak bu hakikate avam (halk) hitabet ve temsil yoluyla, seçkinler (filozoflar) ise burhan (kesin kanıt) yoluyla ulaşır. Hakikat hakikatle çelişmez.
2. Tehafütü’t-Tehafüt: Gazali’ye Yanıt ve Nedensellik Savunması
Gazali’nin filozofları “tutarsızlık” ile suçladığı eserine karşı yazdığı “Tutarsızlığın Tutarsızlığı”, felsefe tarihinin en büyük düellolarından biridir.
- Bilimsel Nedensellik: Gazali’nin “ateş yakmaz, Allah yakar” şeklindeki nedensellik eleştirisine karşı; ateşin yakma özelliğinin onun mahiyetinde olduğunu, bu sebep-sonuç ilişkisinin reddedilmesinin “bilginin ve bilimin reddi” anlamına geleceğini savunmuştur.
- Ontolojik Düzen: Evrendeki nizamın, Tanrı’nın hikmetinin ve bilgisinin bir yansıması olduğunu, doğa yasalarını tanımanın Tanrı’yı tanımanın en yüksek yolu olduğunu vurgulamıştır.
3. Averroizm: Batı Dünyasındaki İbn Rüşd Etkisi
İbn Rüşd’ün eserleri Latinceye çevrildiğinde, Avrupa’da skolastik düşünceyi temelinden sarsan bir devrim yaratmıştır.
- Laikliğin Tohumları: “Çift Hakikat” teorisi olarak Batı’ya geçen fikri, din ile bilimsel bilginin alanlarını ayırarak Rönesans ve Reform süreçlerine zihinsel zemin hazırlamıştır.
- Akılcı İlahiyat: Thomas Aquinas gibi dev kilise filozofları, İbn Rüşd ile hesaplaşmadan kendi felsefelerini kuramamışlardır.
4. Şeriat ve Hikmet Arasındaki Sütkardeşliği
İbn Rüşd, dini ve felsefeyi “aynı memeden süt emen iki kardeşe” benzetir. Ona göre din, felsefenin (hikmetin) yol arkadaşıdır. Vahiyde geçen müteşabih (yoruma açık) ayetlerin, ancak yüksek akıl ve dil (filoloji) süzgecinden geçirilerek tevil edilmesi gerektiğini savunarak, lafızcı (şekilci) yaklaşımların önüne geçmiştir.
